Nimetlerin Değişmesine Neden Olan Günahlar
Nimetlerin değişmesine ve onların yerine belaların, musibetlerin, müşkülatların, zorlukların, azapların ve cezaların geçmesine neden olan günahlar, İmam Seccad’ın (a.s) buyurduğu üzere beş günahtır: 1- İnsanlara zulmetmek 2- Hayra alışma ruhunu kaybetmek 3- İyilikten uzak durmak 4- Nimete küfranda bulunmak 5- Şükrü terk etmek.
İnsanlara Zulmetmek
İnsanlara zulmetmek, oldukça çirkin bir günah, ağır bir suç ve şeytani bir iştir. Zulüm bir darı tanesi kadar bile olsa çirkindir ve şüphesiz bu zulüm miktarınca kıyamette insan hesaba çekilecektir.
“Hardal tanesi kadar olsa bile yapılanı ortaya koyarız. Hesap gören olarak biz yeteriz.”[1]
Hayrı Adet Etme Alışkanlığını Kaybetmek
Hak Teala’nın yardımıyla insanda ortaya çıkan ve bu sebeple de insanın yüzüne ilahi rahmet kapılarının açıldığı bütün olumlu ve hayır işlerindeki adet ve ruh haletleri, insanı bütün vücuduyla koruması gereken değerli nimetlerdendir. İnsan, tüm vücuduyla onları korumalı ve vesvesecilerin, şeytanların ve yağmacıların, bu ilahi nimeti insanın elinden almaması için çok dikkatli davranmalıdır.
Marifet elde etmeye adet etmek, tevazu, sabır ve tahammül haleti, Hak Teala’nın kullarına hizmete adet etmek ve bu tür ruh haletleri, bir takım tehlikelerle karşı karşıyadır ve insan sürekli bu tehlikelerden korunma hususunda dikkat etmelidir. İnsan eğer, olumlu adetler karşısında gevşeklik gösterecek, bu adetlerin zayıflaması karşısında lakayt davranacak olursa, sonunda bu büyük nimet, insanın elinden çıkacaktır. Böylece de günah ve suç işlemiş olacaktır. Dolayısıyla, böyle bir kimse de kendi hayatında ilahi nimetlerin değişmesini beklemelidir.
İyilikten Sakınmak
İyi işler yapmak ve insanlara ihsanda bulunmak, iman ve insanlığın nişanelerinden biridir. İyi kimseler Kur’ân-ı Kerim ayetleri esasınca, Hak Teala’nın muhabbetine mazhardır.
“Allah ihsan edenleri sever.”[2]
İyi kimseler, hiçbir şartlar altında insanlara iyilik ve ihsanda bulunmaktan el çekmemelidirler. İnsanlara iyilik ve ihsanda bulunmak, hakikatte Allah’a ibadet etmektir ve de bunun mükafat ve sevabı, çok büyüktür. Merhamet sahibi Allah’ın hoşnutluğuna sebep olmaktadır.
Şüphesiz iyilikten el çekmek, büyük bir günahtır ve sonuç olarak da Allah’ın özel feyizlerinden mahrum kalmasına, güzel ahlaktan soyutlanmasına, Hakk’ın rahmetinden mahrumiyetine ortam sağlamasına ve hesapsız mükafattan mahrumiyete sebep olmaktadır.
Nimete Karşı Nankörlükte Bulunmak
Nimete karşı nankörlük etmek de büyük bir günahtır ve Kur’ân-ı Kerim’in ifadesiyle, şiddetli bir azaba neden olmaktadır.
“Eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz ki azabım şiddetlidir.”[3]
Nimete karşı nankörlük etmenin en çirkin yüzü, nimeti; günahlar, suçlar, haram şehvetler ve diğerlerinin uygunsuz istekleri yolunda harcamaktır.
Şükrü Terk Etmek
İnsanın ruhi ve cismi gelişimi için her türlü maddi ve manevi nimetleri kendisine veren Hak Teala’ya karşı şükretmek de farz ve gerekli bir iştir. Bu şükrü terk etmek insaf ve mürüvvete aykırıdır, insanlık makamından uzak bir davranıştır.
Şükrün hakikati; nimeti ve nimet vereni tanımaktır. Özellikle de kendisine verilen nimeti, nimet sahibinin emrettiği yerlerde harcamaktır. Kalp nimetine şükretmek ise; kalbi Allah’a iman, kıyamete yakin, peygamberlere, imamlara, Kur’ân’a ve meleklere inanmakla süslemektir. Göz nimetinin şükrü ise; Hak Teala’nın kudret ve azametini anlamak için tabiat dünyasını seyretmek, ilim tahsil etmek, Kur’ân okumak ve de ilahi haramlardan onu korumaktır.
Kulak nimetinin şükrü ise; hak işitmek, hakikatleri duymak, batıl şeylerden, şarkılardan, gıybetlerden, iftiralardan ve şeytani oyunları evde bulundurmaktan sakınmaktır.
Dil nimetinin şükrü ise; güzel söz söylemek, insanlara karşı hayır dilemek, onların olumlu sorularına cevap vermek, yolunu kaybedenlere kılavuzluk etmek, Kur’ân okumak, namaz kılmak ve gıybet, yalan, iftira, temelsiz söylentiler, batıl sözler, insanlarla alay etmek, Allah’ın kullarını aşağılamak gibi günahlardan sakınmaktır.
Karın ve mide nimetinin şükrü ise; ölçülü yemek, helal şeylerden yemek ve karnı haram şeylerle doldurmaktan uzak durmaktır.
Şehvet nimetinin şükrü ise; şehveti kendi evlilik yolunda tüketmek ve onu haram işlerden uzak tutmaktır.
Ayak nimetinin şükrü ise; camilere gitmek, ilmi toplantılara katılmak, akrabaları ve dini kardeşleri görmeye gitmek ve insanların sorunlarını halletmek için yürümektir.
Mal nimetinin şükrü ise; malı, eşi ve çocukları için harcamak, fakir akrabalara yardımda bulunmak, hayırlı işlerde kullanmak, zekat vermek, humus vermek, infakta bulunmak ve sadaka vermektir. Şükrün bir göstergesi olan bu tür işleri terk etmek ise günah ve suçtur. Nimetlerin bela, azap ve musibetlerle yer değiştirmesine de neden olmaktadır.
“Allah’ım! Duayı (müstecap olmaktan) alıkoyan günahlarımı bağışla.”
[1]- Enbiya, 47
[2]- Al-i İmran, 134
[3]- İbrahim, 7