Duanın Müstecap Olmasının Engelleri
İmam Seccad (a.s) duanın icabetine engel olan günahların şu yedi günah olduğunu bildirmektedir:
1- Kötü niyet 2- Çirkin gizli sıfatlar 3- Dini kardeşlerine karşı nifak ve iki yüzlülük üzere davranmak 4- İcabet vakitlerini kaçırmak 5- Vakitleri geçinceye kadar farz namazları ertelemek 6- Allah’a yakınlık vesilesi olan sadaka ve iyiliği terk etmek 7- İnsanlara karşı konuşmalarında çirkin ifadeler kullanmak ve dili kötü sözlerle kirletmek.[1]
Kötü Niyet
Niyet; kastetmek, yönelmek ve irade etmek anlamındadır. İslam, insandan, bütün insanlara, hatta hayvanlara ve canlı varlıklara karşı hayır niyeti içinde olmasını istemektedir. İnsan her şey için hayır, hoşluk, saadet ve esenlik dilemelidir. Gücü yettiğince insanlara iyilik etmeye niyetlenmelidir ve onların sorunlarını halletmeye çalışmalıdır.
Hayırlı, temiz ve doğru bir niyet, çok değerlidir ve de bunun çok büyük bir sevabı ve mükafatı vardır.
İmam Sadık’tan (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Fakir mümin bir kul şöyle der: “Ey Rabbim! Bana rızk ver ki, falan hayırlı işler ve iyilikler hususunda şöyle böyle yapayım.” Allah o kulun niyetinin doğru olduğunu bildiği zaman, niyet ettiği şeylerin tümünü yapmış gibi amel defterine o işlerin sevabını yazar. Zira Allah rahmeti geniş ve yücelik sahibidir.”[2]
Şöyle rivayet edilmiştir: “Bir şahıs açlık içinde bir kum tepesinden geçiyordu. Kendi içinden şöyle dedi: “Eğer bu kumlar yiyecek olsaydı, onu insanlar arasında paylaştırırdım.” Allah Peygamberine ona şöyle demesini vahyetti: “Şüphesiz Allah sadakanı kabul etti ve niyetinin güzelliğini kabul buyurdu. Mükafatını bu kumlar yiyecekmiş ve de sen sadaka vermişsin gibi sana ihsanda bulundu.”[3]
İnsanın, bütün insanlara ve hatta bütün varlıklara karşı kötü niyetten ve şeytani maksattan uzak durması farzdır. Zira bozuk niyet, kirli kasıt ve kötü maksat, insanın içini karartmaktadır, batınını kirletmektedir ve insanda günah, suç, zulüm, Allah’ın kullarına tecavüz ortamını eline getirmektedir.
Çirkin Gizli İş
Nifak, su-i zan, kin, kendini beğenmişlik, riya, kibir, gurur, cimrilik, hırs, tamah, haset ve Allah’ın düşmanlarına muhabbet büyük ve tehlikeli günahlardandır. Ayrıca da dünyevi kötü etkileri ve uhrevi azabı vardır. Duanın müstecap olmasına engel teşkil etmektedir.
İmam Sadık (a.s) münafık hakkında şöyle buyurmuştur: “Ayıpları araştıran, kötüleyen ve insanların yüzsuyunu döken kul, kötü bir kuldur. O bir yüzle karşılar ve başka bir yüzle, yüz çevirir.”[4]
Su-i Zanda Bulunmak
Allah’a, ilahi velilere ve müslüman halka su-i zanda bulunmak ve kötü düşünmek de oldukça çirkin günahlardan biridir. İnsanın kalbinde, gizli olmasına rağmen amel defterine yazılmaktadır ve kıyamette de insan bundan dolayı hesaba çekilecektir ve insan için azap sebebi olacaktır. Meğer ki su-i zanda bulunan kimse, dünyada gerçek bir şekilde tövbe etme başarısını elde etmiş olsun.
“Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı günahtır.”[5]
Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kendisinden başka ibadete layık olmayan Allah’a yemin olsun ki Allah, kendisine karşı su-i zanda bulunmak, O’nun rahmetine ümitli olma hususunda kusur etmek, kötü ahlaklı olmak ve mümin topluluğun gıybetini etmek dışında hiçbir mümin kimseyetövbe ettikten ve mağfiret diledikten sonra azap etmez.”[6]
Allah Resulü (s.a.a) ise şöyle buyurmuştur: Mümin insanın derunu, iman ile süslenir, batını ahlaki güzelliğe sahip olur ve zahiri salih amelle birlikte olursa, Allah’ın mükafat ve rahmetine ümit bağlamalı ve güzel bir zanda bulunmalıdır. Hak Teala’ya karşı her türlü kötü ve yanlış düşünceden sakınmalıdır.
Yüzlerine tövbe yolu açık olan, günahlarını telafi etme ortamı bulunan kimseler, Hak Teala’nın Kur’ân’da günahkarların suçunu bağışlamayı vaad etmesine teveccüh ederek, Rabbine karşı tövbeleri kabul etme hususunda kötümser olmamalıdırlar. Aksine Hak Teala’ya karşı güzel zan içinde olmaları ve bu yolda kendilerini ilahi rahmete mazhar kılmaları farzdır.
Eşsiz hadis bilgini Allame Meclisi, Allah hakkında hüsn-i zan veya su-i zanda bulunma hadisini şerh ederken şöyle buyurmaktadır: “İnsan bağışlama dilerken iyimser olmalıdır ki Allah da onu bağışlasın. İnsan tövbe edip Hak Teala’ya dönünce, bilmelidir ki Allah da onu kabullenecektir. İnsan hakikat üzere dua ettiğinde, bu duasının icabet edileceğine yakin etmelidir. Herhangi bir iş hususunda Allah’tan yardım dileyince, bilmelidir ki Allah onun işine kifayet etmektedir. Allah için bir amel yaptığında da bilmelidir ki Allah o ameli kabul edecektir. Bütün bunlar, Allah’a hüsn-i zanda bulunmaktır. Bunun tersi ise, Hak Teala’ya kötü zanda bulunmaktır ve bu da büyük günahlardan sayılmıştır ve bu günaha da azap vaad edilmiştir.”[7]
İnsanın iman ve İslam ehlinden gördüğü ve zahiri hoş olmayan işler hakkında su-i zanda bulunmaya ve kötümser olmaya hakkı yoktur. Aksine mümkün olduğu kadar müminlerin ve Müslümanların işini sıhhat ve doğruluğa yorumlamalıdır. Örneğin: Eğer bir kimse bir mümini günah toplantısında görecek olursa, o toplantıda her türlü kumar, aletleri ve şarap içme vesileleri olsa dahi şaşırmamalı, içinden soğuk bir ah çekmemeli, elini eline vurmamalı, o müminin imandan ayrıldığını sanmamalı ve fısk ve fücur ehline katıldığını düşünmemelidir. Bu su-i zanda bulunmak ve kötümserlik, Kur’ân ve Ehl-i Beyt rivayetleri açısından haramdır ve ilahi ceza ve azaba sebep olmaktadır. Aksine bu kimse, Peygamber ve Ehl-i Beyt’in (a.s) emirleri esasınca, kendi batınında tam bir huzur ve itminan içinde şöyle demelidir: “Ne mutlu bu mümin kardeşime ki merhamet sahibi Allah, ona bu günah meclisinde iyiliğe emretme ve münkerden sakındırma ve sapıkları uçuruma yuvarlanmaktan kurtarma başarısını vermiştir. Keşke böyle bir şey bana da nasip olsaydı da günah hastalığını tedavi edebilseydim. Şeytanın esiri olanları esaretten kurtarabilseydim ve bu yolla da büyük bir mükafata ve sevaba erişebilseydim.
[1]- Meani’l- Ahbar, s. 269
[2]- Mehaccet’ul- Beyza, c. 8, s. 106, Kitab’un- Niyet ve’s- Sıdk ve’l- İhlas
[3]- Mehaccet’ul- Beyza, c. 8, s. 104, Kitab’un- Niyet ve’s- Sıdk ve’l- İhlas
[4]- Sevab’ul- A’mal, s. 269, İkab-u Men Kane Zu Vecheyn ve Kalb-i Selim, s. 61
[5]- Hucurat, 12
[6]- Kafi, c. 2, s. 71, Bab-u Husn-i Zanni Billah, 2. hadis; Bihar’ul- Envar, c. 67, s. 365, 59. bab, 14. hadis
[7]- Bihar’ul- Envar, c. 67, s. 365, 59. bab, 14. hadisin altında