Riya İnsanların dikkatini çekmek için hayırlı işler ve ibadetlerinde gösteriş yapmak haramdır ve de Allah’ın gazabına sebep olmaktadır. Kur’ân-ı Kerim namaz kılan bir grup kimseyi bu riya sebebiyle, kınamış ve şöyle buyurmuştur: “Vay o namaz kılanların haline ki: Onlar kıldıkları namazdan gafildirler. Onlar gösteriş yaparlar.”
Bir şahıs Allah Resulüne (s.a.a) şöyle arzetti: “Kurtuluş nededir?” Peygamber şöyle buyurdu: “İbadetini insanların dikkatini çekmek için yapmamasındadır.”
Kin Her Müslümanın, bütün insanlığa karşı sevgi ve ilgi beslemesi gerekir. Elbette Kahhar olan Allah’ın izin vermediği kimseler bunun dışındadır.
İnsanlara karşı kin beslemek, insanın sıla-i rahimden, iyilikten, iyilik etmekten ve çeşitli hayır işlerden mahrum kalmasına sebep olmaktadır.
Duanın Müstecap Olmasının Engelleri İmam Seccad (a.s) duanın icabetine engel olan günahların şu yedi günah olduğunu bildirmektedir:
1- Kötü niyet 2- Çirkin gizli sıfatlar 3- Dini kardeşlerine karşı nifak ve iki yüzlülük üzere davranmak 4- İcabet vakitlerini kaçırmak 5- Vakitleri geçinceye kadar farz namazları ertelemek 6- Allah’a yakınlık vesilesi olan sadaka ve iyiliği terk etmek 7- İnsanlara karşı konuşmalarında çirkin ifadeler kullanmak ve dili kötü sözlerle kirletmek.
Nimetlerin Değişmesine Neden Olan Günahlar Nimetlerin değişmesine ve onların yerine belaların, musibetlerin, müşkülatların, zorlukların, azapların ve cezaların geçmesine neden olan günahlar, İmam Seccad’ın (a.s) buyurduğu üzere beş günahtır: 1- İnsanlara zulmetmek 2- Hayra alışma ruhunu kaybetmek 3- İyilikten uzak durmak 4- Nimete küfranda bulunmak 5- Şükrü terk etmek. Allah’ın Hükümlerinin Aksine Hüküm Vermek Azabın inmesine sebep olan günahlardan biri de hakim olan kimsenin dava konusu olan dosya hakkında Allah’ın hükümlerine aykırı hüküm vermesidir.
Hakim olan kimse, eğer Allah’ın hükümlerini bilir ve verdiği hükmünde Allah’ın hükmünü reddederse, kendi nezdinden veya şer’i olmayan hükümetlerin çıkarmış olduğu kanunlar esasınca hüküm verecek olursa, Kur’ân-ı Kerim’in buyurduğu esasınca kafir, zalim ve fasıktır. Kafirdir; çünkü Allah’ın hükmünü reddetmiştir. Zalimdir; çünkü kendi hükmüyle hak sahibini hakkından mahrum kılmıştır. Fasıktır; çünkü adil olmayan hükmüyle iman ve insanlık çerçevesinden dışarı çıkmıştır.
Çok Yalan Söylemek Allah Resulü, İmam Sadık ve İmam Rıza (a.s), yalan söylemeyi büyük günahlardan, hatta büyük günahların en büyüklerinden saymışlardır.
Yalanın en çirkin mertebesi ise, Allah’a, peygamberlere, imamlara ve semavi kitaplara yalan isnat ederek, insanlardan bir çoğunun sapmasına neden olmaktır.
Küfür ve şirk önderleri, tarih boyunca yalan atarak, yalanlarını ilim ve felsefe adı altında ortaya koyarak insanlardan bir çoğunu hak dine yönelmekten, peygamberlere iman etmekten ve ahiret gününe yakin etmekten alıkoymuşlardır.
Bu hilekar şeytanlar, din öğreten vesveseciler, hakikatten uzak konuları ve ilgisiz işleri uydurarak, insanların bir çoğunun, hidayet ve doğru yola girmesine engel olmuşlardır.
Bunlar yalan söyleyerek, her batıl konuyu insanların gözünde hak olarak göstermiş ve her hakkı da insanların gözünden düşürmüşlerdir.
İmanlı Bir Kadının Şiddetli Hayâsı ve Korkusu İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Bir şahıs ailesiyle birlikte, deniz yoluyla yolculuk ediyordu. Onların gemisi denizin ortasında battı ve gemide olan yolculardan o şahsın hanımı dışında hiç kurtulanı olmadı. Bu kadın, bir tahta parçasına tutunarak, o denizin Ahdi Bozmak Ahitleşmek ve ahdine vefa göstermek, Kur’ân-ı Kerim’in ayetlerinde ve Ehl-i Beyt (a.s) rivayetlerinde, büyük önem verilen insani ve ahlaki iki gerçektir. Ahdi bozmak ise günah ve suç sayılmıştır. Kur’an’da Hz. Mehdİ (a.s) Kur'an-ı Kerim'in birçok ayetinde, yeryüzünde geniş çaplı bir ıslah hareketinin başlayacağı, Allah Teala'nın şeytanın hakimiyetine son verip, onu izleyenlerin iktidarını yıkacağı ve salih kullarını bütün yeryüzüne egemen kılıp, dünyanın yönetimini onlara vereceği açıkça bildirilmiştir.
Böylece salih kullar, İslam'ın kanun ve hükümlerini bütün boyutlarıyla eksiksiz olarak uygulayacak, insanoğlunun saadet ve mutluluğunu temin edip hayatın ana hedefinin gerçekleşmesini sağlayacaklardır.
tarihî inceleme Bu incelemede genel bir yaklaşımla, İslâmî düşünce tarihi ve bu hususta farklı mezheplere ve akımlara mensup İslâm ümmetinin izlediği yöntem üzerinde duracağız. Bunu yaparken mezheplerden birini haklı çıkarmak ya da çürütmek gibi bir amaç gütmeyeceğiz. Olayları Kur'ân mantığı doğrultusunda sunacak, bu bağlamda Kur'ân'a uyanı ve uymayanı tespit etmeye çalışacağız. Bu arada muvafıkların övündükleri ve muhalif olanların mazeret olarak sundukları şeylerin ne köklerine, ne de dallarına inmeyeceğiz. Bu bizim işimiz değil. Mezhebî olsun olmasın, bu farklı bir araştırma yöntemidir.
|
|